Uyku eğitimi / öncesi ve sonrası

Merhabalar!

Sonunda sizinle uyku eğitimi sürecimizi paylaşıyorum. Uzun bir süre geçti farkındayım, ancak tam anlamıyla oturması biraz zaman aldı. Bugün itibariyle tam 3 hafta! Sonuç mükemmel mi oldu ? Hayır, hala bir kaç çözülemeyen mesele var ama açıkçası şu an ki hali , benim için yeterli. Defne Eva artık gece uykusuna her akşam 8.30-9.30 arasında kendi yatağında ort.15 dakikada uykuya dalıyor. Gündüz uykuları hala problem, yaklaşık 1 aylık olduğundan beri gündüz uykularını pek sevmiyordu zaten, hep uykuya dalması için cebelleşiyorduk, genellikle bol ağlamalı oluyordu uykuya geçiş süreci. Ağlamaları baya azaldı, ama mümkün değil gündüz belli bir saatte uykuya yatıramıyorum. Tracy Hogg ‘un E.A.S.Y ( Eat- Active- Sleep- Your Time ) yöntemi bu açıdan bizde tutmadı. Akşam uyku saatini beklerken, gündüz uyku işaretlerini kovalıyorum, her çocukta farklıdır bu, ama bizimkiler şöyle ; oynarken dalgınlaşma, gözlerinin sulanması, kızarması, esnemeye başladıysa yandık çok uykusu var demektir. Birazdan iki uykusuna da ayrı ayrı nasıl hazırladığımı anlatacağım. Ama öncelikle tüm süreçten bahsetmek istiyorum. Biraz uzun bir yazı olacak, baştan uyarıyım

BEBEĞİNİZİ TANIYIN VE KABULLENİN

Bu ikisi çok önemli. Hamileyken hepimizin kafasında ütopik bir çocuk vardır, benim çocuğum uslu olacak, ben çocuğumu beşiğine koyduğum gibi uyuyacak, asla sallamayacağım, yemeği asla televizyona bakarak yedirtmeyeceğim, en az 1-2 sene emzireceğim diye uzar gider bu liste. Bebeğiniz doğdu ve SURPRİİİİİZ! O küçücük masum suratın sizden bağımsız bir karakteri var. HER ŞEY SİZİN İSTEDİĞİNİZ GİBİ OLMUYOR! Doğduğu ilk andan itibaren, bebeğiniz bir insan ve bir birey. Evet o sizin canınız, ama o bir BİREY. Bunu hiç unutmamak gerekli, sağlıklı, ayakları yere basan, mantıklı bir insan yetiştirebilmek için önce onu olduğu gibi kabullenmeli, sonrasında hayatında ona zorluk çıkaracak bazı özelliklerini törpülememiz, yönlendirmemiz gerekir ebeveynler olarak. Yeni doğanda bu özellikler çok çeşitli değildir aslında, eminim okul çağına ve daha da kötüsü ergenlik çağına gelmiş çocuğu olan annelerin bu çeşitli ‘’ karakteristik özellikler ‘’ hakkında söyleyecek bir sürü şeyi vardır

Yani öncelikle ne yapıyoruz, bebeğimizi tanıyoruz ve onu ona 7×24 bakan annesi olarak sizden daha iyi tanıyan birinin olamayacağı konusunda çevrenizi inandırıyorsunuz ki gerekli-gereksiz tavsiyeler verip aklınızı sürekli olarak bulandırmasınlar. Burada küçük bir husus var, tavsiye almak kötü bir şey değil, herkes her şeyi bilemez değil mi? Ama ben annelerin sormadıkları konularda tavsiye almasını pek hoş bulmuyorum. Hem tavsiye veren duruma hakim değil, hem de zaten anne sormuyorsa bir bildiği vardır. Annelik iç güdüsüne çok güveniyorum açıkçası. Sosyal medyada fotoğraftaki küçük bir detaya takılıp, naçizane tavsiyeler yazmak, sorulmadıysa o konu , kimsenin üstüne vazife değil hatta bazen kötü niyetli olduğunu düşünüyorum. Bazen insan kendini tutamıyor olabilir doğru, ama ben özellikle dikkatimi çeken bir konu dahi olsa , sessiz kalmayı tercih ediyorum. Her şey göründüğü gibi olmayabiliyor.

Bebeğimi kabullenme konusuna hamileliğimde başladığımı itiraf edeyim, bu benim için bir artı oldu belki de belki de gereksiz endişeler oldu bilemiyorum iki tarafından da bakmak gerekir. Eşim fena bir bebek, çok da yaramaz bir çocukmuş ailesi bu konuda çok çekmiş olacak ki, hamileyken de bebeğimizin babasına çekme olasılığı konusunda beni bol bol uyardılar (: Hayatımda Pollyannacılık oynamasam da her şeye pozitif bakmanın önemli olduğunu düşünürüm hep, özellikle hamilelik döneminde bu tip negatif söylemleri takmamaya ve hep uzağında kalmaya çalıştım. Ama sinirimi bozmadı da değil, bu yüzden Defne Eva daha doğmadan yaramaz da olsa, kolik de olsa, uslu da olsa, gece bir gram bile uyutmasa da benim çocuğum olduğunu ve başa gelenin çekileceğini kabul ettim. Kabul ettim derken bunu sadece cümle olarak değil, gerçekten yaşadım. Bebeğimin mizacı ile ilgili bir beklentim yoktu, ne ile karşılaşacağım konusunda da bir fikrim yoktu, ama ne olursa olsun sakin kalmaya hazırladım kendimi. Çünkü hep mutlu anne mutlu bebek derler, sakin annenin de sakin bebek demek olduğunu düşündüm. Panik, stres, üzüntü bunların hepsi bulaşıcı. Defne kolik bir bebek değildi, ama kolik değil demek gaz sancıları olmadı anlamına gelmiyor. Bazen özellikle akşamları öyle ağlama krizlerine giriyordu ki, babasıyla ne yapacağımızı şaşırıp, elimizde ağlamaktan katılan bir bebek evin içinde bangır bangır kurutma makinesi sesi kala kalıyorduk öyle. Bazen de melek gibiydi, bütün gün emip uyuyordu.

Birbirimize alışma sürecinde baktım ki benim kızım öpülmekten hoşlanmıyor, 1 günlük bebek omzunu severken omzunu kaçırır mı? Ve de bunu bilinçli olarak defalarca tekrarlar mı? Oluyormuş. Defne’yi tabi ki sevdim, öptüm , ama onun sıkıldığını fark ettiğimde yapmadım, başkasına da yaptırmadım. Küçük dahi olsa onun sınırlarına saygı duymak çok önemli. Dediğim gibi, büyük beklentiler içerisine girmedim mizacı konusunda ama elimden geldiğince öğretmeye ve yönlendirmeye çalıştım-çalışıyorum. Uyku konusu da bebeğe öğretilebilecek en önemli konulardan biri, hem bebeğin gelişimi açısından hem de annenin biraz olsun nefes alabilmesi açısından.

İLK 3 AY

İlk üç ay, kucağımda, üstümde , memede, beşikte sallayarak, yanına yatıp okşayarak, konuşarak, kundağa sararak her şekilde uyuttum. Bana ihtiyacı olduğunu hissettiğimde veya sadece ben bebek kokusunu içime çekip uyumak istediğimde beraber uyuduk. Kucağa alışır vs. diyenleri takmadım, doya doya koklaştık. Babası benden daha da kucakçıydı sürekli kızını kucağında tutmak istiyordu, uyudu yatağına bırakabilirsin dediğimde bile biraz daha dursun diyordu  Bu süreçte yaptığım 3 şey oldu, birincisi müzik dinleterek uyutuyordum, Spotify’da kendime bir liste oluşturdum ve her uykusundan önce o müziği açıyordum, bence rahatlatıyordu. İkincisi, gece emzirmelerinde asla konuşmadım- oynamadım- loş ve sessiz bir ortam oluşturdum. Bazen Defne’nin oyun çabalarına kayıtsız kalmak zordu, ama gece uyuması gerektiğini öğrenmesi gerekiyordu, hem de çok uykum vardı  Üçüncüsü; çok sıkıştığım, çok ağladığı ve çaresiz kaldığım zamanlarda bile, hızlı hızlı çarşafta veya ayakta sallamadım. Onun yerine kucağımda sevdim, kendime bastırıp kendi etrafımda döndüm, sallandım, şarkı söyledim, şşt pat yaptım bir şekilde sakinleştirdim. O an için kurtarıcı olabilirdi o çözümler, ama ileride o şekilde sallamak istemediğimden o an için daha uzun süren yöntemi uyguladım. Herkesin hayat koşulları farklı, benim yoğun bir hayatım var. Sorumluluklarımın en büyüğü anne olmak olsa da, tek sorumluluğum bu değil ve olmasını da istemem açıkçası. Nasıl az önce bebeğinizin bir birey olduğunu kabul edin dediysem, bizim de anne sıfatından bağımsız olarak başka sıfatlara sahip olduğumuzu unutmamamız gerekiyor. Ama bunu yapmak da bir seçim aslında, ben sadece çocuklarıma anne olacağım diyen insana da saygı duyarım. Her birimizin hayattan beklentileri farklı.

4 AYLIK

4 aylık olduğunda Defne’ye yavaş yavaş bir uyku eğitimi vermeyi düşünmeye başladım. ( 4 aylıktan küçük bebeklerde önerilmiyor zaten. ) Çünkü hem eskisi gibi çabucak uykuya dalmıyordu, hem de ağlamaları, huysuzlukları giderek artıyordu. Kucakta uyutmalar giderek uzadı uzadı uzadı, nerdeyse sadece kucağımda dolaştırarak uyutur oldum. Koridorda iki saatte 8000’e kadar saydığımı bilirim bir o tarafa bir bu tarafa giderek. Aynı zamanda 2 aylık olduğundan beri genellikle kucağımda dolaştırarak emziriyordum, çünkü başka türlü emmiyordu. ( hala sadece çok uykulu olup da uykusu başına vurmadığında yatarak emiyor, gün içinde kucağımda gezdirerek emziriyorum ) Bu beni hayli yıprattı, saate vurduğumuzda günün en az 5 saati kucağımda gezdirerek ya emziriyordum ya da uyutuyordum. Boynumda minik bir kambur çıktı, her gün ağrır oldu. Ama yaz dönemi olduğu için ve o aralar sürekli şehir dışına çıktığımız için cesaret edemedim. Ona bu ara uyku arkadaşı bir kuzu aldık, ama küçük olduğu için sanırım sevmedi, ben de bu sefer daha büyük bir tavşan aldım ve hep beşiğinde tutmaya başladım. Ara sıra uzun bir süreliğine bir yere giderken yanımıza alıyordum ama genelde beşiğinde duruyordu. O ara hem emzirmenin bu şekilde olmasında hem de uyutmaktan çok yorulduğumdan dolayı, beşiğinde sallayarak uyutmaya alıştırmaya başladım bir süreliğine başarılı oldum da. Uykusu gelince müziğini açıp beşiğine koyuyordum, hem küçük dönencesini, hem de büyük dönenceyi (yatak odasındaki tavan vantilatörü :D) açıp beşiği hafif hafif sallıyordum, bir kaç defa daha çabuk uyusun diye hızlı salladığımı itiraf edeyim , ama bizimki hiç alışkın olmadığından uykusu açılmış bir şekilde kocaman kocaman bakmıştı   Yine çoğunlukla kucakta uyumak istiyordu, ama bazen sadece beşiğinde sallayarak da uyutabiliyordum.

5 AYLIK

Uyku eğitimlerini araştırmaya başladım. Hamileliğimde Tracy Hogg okumuştum, easy yöntemi mantıklı geliyordu ama evde o açıdan tam bir düzen yoktu, easy ise dakiklik istiyordu. Başlarda Ferber yöntemi daha mantıklı geldi, ama kitabını okumadan kesinlikle başlamamamız gerektiği yazıyordu bloglarda, ben de okuyacak vakit bulamadım. Hem artık kitapları günlük değil, neredeyse aylık bitiriyorum -.-  Size de tavsiyem hamilelik dönemini bu şekilde verimli geçirmeniz, çünkü bebek doğunca gerçekten de okuyacak vakit kalmayabiliyor. Tracy Hogg’un yönteminin yeniden üzerinden geçtim bir kaç gün. O süre boyunca da Defne’nin uykularını gözlemledim, gündüz iki uyku uyuyor, uykuya dalabilirse 1.5 hatta 2 saat uyuduğu oluyor. Sorun dalamamakta. Gece uykusu da aynı şekilde ilk daldığında 5-6 saat uyuyor. Sonra 1.5 saat aralarla uyanmaya başlıyor. Genelde sabah 7 de tamamen uyanmış oluyordu.

UYKU EĞİTİMİNE GİRİŞ

Uyku eğitimine başlarken, bebeğin uyku ile zararlı bağlarını koparmanız gerekiyor. Bu bağlar neler olabilir? Sizi uyuturken zorlayan her şey, saatlerce emzirmek, sallamak, gezdirmek, arabada uyutmak bunu yaparken de kararlı olmanız gerekiyor. Eğer bebeği yatağına koyup artık böyle uyuyacaksın dedikten sonra biraz ağladığında örneğin yeniden ayağınızda sallarsanız bebek aradaki ilişkiyi hiç koparmayacaktır. Onu sakinleştirmek için, eski uyku sistemini kullanmamanız gerekiyor. Ben bu açıdan şanslıydım çünkü, doğduğundan beri dinlettiğim müzik ile uyku vaktini biraz olsun bağdaştırmıştı. Aynı zamanda uyku arkadaşını da kabulleniyordu. Onu kucağımdan karyolasına koyduğumda müziği duyup , uyku arkadaşını gördüğü için birazdan uyuması gerektiğini anlıyordu. Ama uyumak istemiyordu o ayrı.

  • 1.Gün : Sallanan beşiği artık hem küçük geliyordu, hem de belki kendime hakim olamam da sallarım diye diğer odaya gitti. Defne beslendi, ardından banyosunu yaptı, kısa bir masajdan sonra ( durmuyor, o videolardaki uzun uzun masaj yaptıran bebeklere hastayım ) bütün odalara ve oyuncaklara iyi geceler dilendi, yatağına götürdüm beşiğine koydum, onu çok sevdiğimi, şimdi uyuması gerektiğini, sabah olunca oyunlar oynayacağımızı söyledim. Bebekler her şeyi anlıyormuş, öyle diyorlar. Konuşmak bu açıdan önemli. Babası öptü, ben öptüm ve odada kaldım. Ardımdan bakarsa korkabileceğini düşündüm, Defne sürekli beraber olmak isteyen bir bebek. Onu yalnız başına oynamaya bıraktığımda (5-10 dakikalığına ) ardımdan bakıyor ve modu düşüyor direk. Geldğimde ise sevinçten kollarını bacakları çırpmaya başlıyor hemen. Bu yüzden çocuğunu tanımak önemli , gidersem modunun düşeceğini biliyordum. Olumsuz bir başlangıç yapmak istemedim. Benim gitmediğimi görünce Uyku Arkadaşı Zeze’sini alıp kendi kendine oynamaya başladı. 20 dk güzel güzel oynadıktan sonra sıkıldı ve mızıldanmaya başladı, mızıldanırken duymazlıktan geldim. Biraz daha sesi çıkmaya başladığında yanına gidip kafasını okşadım, sevdim, hemen kucağıma gelmek istedi, almayınca bozuldu kendini daha çok ifade etmeye çalıştı. ( kollar , bacaklar, gülüşmeler, cilveler ) Alamayacağımı, uyku vaktinin geldiğini söyledim. Tekrar yerime gittim, sesi bir an kesilir gibi de olsa, ağlamaya başladı hemen sonra. Yanına gidip pışpışladım, konuşup sakinleştirmeye çalıştım 10 dk ağladıktan sonra toplam 53 dakikada uykuya daldı.
  • 2.gün : Sabah uykusunda da pek direnmedi 20 dkda uyudu. Şaşırdım bu iş kolay olacak zannettim. Sevincim uzun sürmedi, öğle uykusu vakti geldiğinde kıyamet koptu. O kadar çok ağladı ki komşular gelecekler sandım. Sakinleştirmek için kucağıma aldım, dolaşmadan, dik bir şekilde tutarak kendime bastırdım, sarıldım, sevdim, şşşş yaptım. Biraz sakinleşip yerine koyduğumda tekrar çılgın gibi ağlamaya başlıyordu. Tam sayısını bilmiyorum ama en az 13-14 defa yatır kaldır yaptım böyle. Toplamda 1 saat 50 dk sürdü, en son yatağından alışımda sakinleşince kucağımda uyuya kaldı. Kıyamadım, dalmasını bekledim. Uzun bir süre uykusunda iç çekerek uyudu, çok üzüldüm. Ama pes etmedim, boşuna olmaması gerekiyordu bu ağlamaların. Gece uykusuna geçişte biraz ağlayıp kucağıma almadan sakinleştirdim, 40 dk civarı sürmüştü.
  • 3.Gün: Sabah uykusu ve öğle uykusuna geçişler ortalama 30 dk sürdü. Yine ağladı, yatağından almadan sakinleştirdim. Akşam uykusuna geçiş de 40 dakikan daha az sürmüştü. Pek sorunlu bir gün değildi. Yavaş yavaş düzene girdiğini düşünmeye başladım.
  • 4.Gün : Uykuya geçmeden önce Zeze ile uzun bir süre oynamaya başladı, benim odada olduğumu biliyor ama hiç benim olduğum tarafa bakmıyordu. Oyundan sonra uyuya kaldı. Akşam ise çok sancılıydı, çok ağlayıp bir türlü sakinleşmedi, 1.5 saat kadar uğraştık, yorgunluktan uyuya kaldı.
  • 5.Gün : Belki hatırlayan olur, sabah uykusuna 10 dakikada dalarak rekor kırmıştı. Çok sevinmiştim. Uyku eğitimi vermiş kişiler mesaj atmış, zaferin çok yakın olduğunu söylemişlerdi  Öğle uykusuna dalması yine çok uzun sürdü. Süresini not almamışım hatırlamıyorum .Akşam ağlamadan ama biraz vızıldanıp uyudu ortalama 20 dakikada.
  • 6.Gün: Bu gün diğer günlerden farklı olarak, yatağına koyduktan sonra 3-4 dakika içinde odadan çıktım. Telefonumu içerde müziği açık şekilde bıraktım, uykuya dalma süresi çok kısalarak 15-20 dakikaya indi.
  • 7.Gün : Defne Eva kendi kendine uykuya dalmayı öğrendi.

Peki son 2 hafta nasıl geçti?

Defne Eva artık kendi kendine uyumasını, uyanınca kendi kendine dalmasını biliyor. Başlarda çok zordu evet, ama sabırlı olmak ve kararlı olmak en önemlisi. Uyku eğitimi ile ilgili okuduğum bir yazıda şöyle diyordu ;

Uyumak da öğrenilen bir şeydir, nasıl bebeğiniz yürümeye başladığında onu yürümesi için cesaretlendirip ellerinden tutuyorsanız, uyku konusunda da aynısını yapmalısınız.

Tamamen katılıyorum , hiç kimse aman benim çocuğum da yürümeyiversin ben hep kucağımda taşırım demiyor, çocuğunun düştüğünde canının yanacağını bile bile yürümeyi öğretiyor. Ama söz konusu uyku olunca ağlamasına dayanamayıp genelde pes ediliyor, oysa ki sağlıklı, yeterli bir uyku çekmesi de bebeğinizin gelişimi açısından çok önemli. Ayrıca ebeveynin bebek ile iletişiminde de önemli bir role sahip. Şöyle düşünelim, bebeğiniz iyi bir uyku uyuyup mutlu uyandığında ve siz o süre zarfında işlerinizi halletmeye biraz vakit bulabilmiş, belki kendinize de vakit ayırabilmiş olarak onu beşiğinden aldığınızda mı daha kaliteli vakit geçirirsiniz? Yoksa uyku uyuyamamış huzursuz bir bebekle ve yorgun bir ebeveyn mi kaliteli vakit geçirir?

Gündüz uykuları yazının başında da bahsettiğim gibi hala düzensiz, belli bir saati süresi yok. Ben de Defne’yi uyumak istemediğinde beşiğinde bekletmekten vazgeçtim. Uykusunun geldiğini gördüğümde beşiğine yatırıyorum , ama bazen ne oluyorsa bir yarım saat sonra içeri gittiğimde beni gayet dinç ve kesinlikle uykusu olmayan bir bebek gibi karşılıyor o saatten sonra onu hala beşiğinde tutmak anlamsız bence. Alıyorum yeniden oynuyoruz , işim varsa bir şekilde onunla beraber yapmaya çalışıyorum, zaten çok geçmeden uykusu yine gelip vızıldanıyor ve ben yine öpüp, sevip yatağına yatırıyorum bu ikinci seferde genelde uyuyor  Buradan anlıyorum ki demek ki ilk sefer uykuya yatırdığımda yeterince yorgun değilmiş. Gün içinde oynamış, sevgiye, aktiviteye doymuş bir bebek daha rahat uyur.

Uyku eğitimine başladığımızda gece emzirmelerini kesmemiştim. Ama bu sefer de gece 4-5 gibi uyanıp uyumamaya ve daha da kötüsü gece uyanınca emmemeye başladı. Bu yüzden uyku öğünü vermeye başladık. Defne artık pek emmek istemiyor, 2. Ayından beri sürekli dolaştırarak emziriyorum zaten, ama bu bile çok ilgisini çekmiyor artık. Sürekli emip bırakıyor 2-3 dk gibi. Ben yine de en azından bir kaç ay daha anne sütü alsın istiyorum. Bu yüzden sürekli vakit buldukça sağmaya çalışıyorum, uyku öğününde eğer o gün yeterli miktarda süt sağabilmişsem anne sütünü yoksa formül sütü veriyoruz. Şu an ayına uygun olarak 150 cc formül süt veriyoruz bu öğünde. Anne sütünün sindirimi daha kolay olduğu için anne sütü 170-180 cc olarak da verilebilir.

Sabah genellikle 7-7.30 gibi uyanır, kıpırdanmaya başlar başlamaz memeye koyuyorum ve uykusu çok açılmamışsa emiyor ben de bir 15 dakika daha uyur gibi yapıyorum  yok uykusu açılmışsa da beraber biraz koklaşıp sonra kalkıyoruz yataktan, gün çok erken başlıyor yani. Ama yine de halimden memnunum kesintisiz gece uykusu çoğu annenin hayali.

Uyku eğitimine başladığımız ilk iki hafta eve misafir çağırmadık, gelen olduysa da tabi ki kovmayıp uyku vakti geldiğinde birimiz izin istedik. Ben bütün bunları tek başıma yapıyormuş gibi yazdım ama, emzirmek ve banyosunu yaptırmak dışında her işi eşimle beraber paslaşarak yapıyoruz. O babası ve bebeğin bakımında en az benim kadar ( ya da bana yakın diyelim  ) rol alması hem hakkı hem de görevi. Dışarı da çıkmadık pek bu son haftalarda, çıktığımızda Defne’nin uyku saatlerine göre ayarladık her şeyi , bir gün biraz geç kaldık ve kıyamet koptu  Kızımızın Zeze’si de yanımızda değildi ve o çılgınca ağlayan bebenin ebeveyni olduk. Bir süre sonra biraz daha oturunca sistem, 1-2 saat geç kalmaların önemli olmayacağını düşünüyorum. En azından öyle olması bekleniyor, bakalım göreceğiz.

Son olarak eklemek istediğim bir şey var, Defne’nin sürekli kendi kendine uykuya dalmasını beklemiyorum. Siz de bu eğitimi vermeyi düşünüyorsanız, beklememelisiniz. Bebekler gün be gün gelişiyorlar ve değişiyorlar. Yarın bambaşka bir ihtiyacı olursa, Allah korusun hastalanırsa, beklediğimiz dişler gelirse vs. Onun kucağa, sevgiye, sallanmaya, dolaştırılmaya kısacası isteklerinin karşılanmasına ve kendini güvende hissetmesine ihtiyacı olacağının farkındayım. Bu tür zamanlarda iç sesimi dinleyeceğim, bir kere öğrendiyse yine öğrenir. Yeter ki ihtiyacı olan şefkatten kendini mahrum kalmış hissetmesin hiç.

Sizin de bebeğiniz bir kere olsun orda burada oynayıp, yorulup kendi kendine uyuya kaldıysa ( benim Defne’nin bunu öğrenebileceğime inancım buradan başladı, çok yorulduğunda kendini uyutabiliyordu  ) Sizin de desteğinizle kendi kendine uyumayı öğrenebilir demek ki, ne kadar alışmış olursa olsun her alışkanlık değiştirebilir. Yeter ki onun mizacına göre bir yol çizin. Kararlı ve sabırlı olun, bir gün ağladığında ertesi gün kıyamayıp eski düzene dönerseniz, önceki gün bebeğinizi boşuna ağlatmış ve yıpratmış olacaksınız. Devam ettirebilecekseniz başlayın, düzene oturması gördüğünüz gibi biraz sürüyor ama sonuç olarak başarıyorsunuz. Eğer siz de çok ağlamasına izin vermeden, yatır-kaldır yöntemini kullanmak isterseniz, öncelikle Tracy Hogg ‘un  Bebek Bakım Sorunlarına Mucize Çözümler kitabını okuyun. Sonra kendinize göre uyarlayın. Son olarak altın kural : Bebeğinizin rahat uykuya geçmesi için uyanık olduğu süreç içerisinde yeterince uyarılmış olması gerekiyor, burdaki ‘’ yeterince ‘’ ibaresi önemli. Ne fazla ne de az. Uykusu geldiğinde uykuya yatırılmaya geç kalınmış çocuk daha fazla yoracaktır sizi, uykusu gelmeden uyutulmaya çalışılan çocuk da uyumayacaktır sonuç olarak yine sizi yoracaktır. Bebeğinizi gözlemleyin, uyku işaretlerini tanıyın ve onları görür görmez uyku rutinine başlayın. Bu akşam uykusu için farklı, gündüz uykusu için farklı olmalı. Örneğin biz, gündüz uykusundan önce storları kapatıp, ninni söylüyoruz. Sonra da öperek yatağına koyuyorum. Akşam uyku rutini ise şu şekilde, iki günde bir banyo yaptırıyorum, banyo günü masaj + odalara ve oyuncaklara iyi geceler dilemek. Banyosuz günde, alt temizliği, pijama giymek ve yine odalara, oyuncaklara iyi geceler dileyip anneye ve babaya kendini öptürmek:)

 

Yazım umarım faydalı olmuştur, aklınıza takılan cevaplamadığım bir konu varsa lütfen aşağıya yorum bırakınız. Siz de tecrübelerinizi bizimle paylaşabilirsiniz. Bütün minikler güzel güzel uyusun ve büyüsünler (:

109
0

Published by

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir