Toz Pembe Hayaller Vardı

Biz yeni anneler genelde çok yakınırız, uyuyamıyorum, uyumuyor, emmiyor, 6 gündür kaka yapmadı, ek gıda istemiyor, kendi kendine oynamıyor, meme reddi, biberon reddi, 2 yaş sendromu, tuvalet eğitimi diye uzar gider bu liste..

Hepsi ayrı birer problem evet, ama bence çocuk yetiştirirken karşılaşacaklarımızın en hafifi.. Çok zor bir insan yetiştirmek, yaşadığımız yüzyılı düşününce iyi, sağlıklı, mutlu bir insan yetiştirmek daha da zor. Hep bir çelişkiler var yakamızı bırakmayan.

Defne 6 aylık oldu. Çevresine karşı çok ilgili, biri konuştukça pür dikkat onu dinliyor, izliyor.Her şeyi küçük beynine kaydediyor ve bilinçaltına işleniyor. Sürekli konuşuyoruz, beni anladığını düşünüyorum. Bir kerede anlamıyorsa bile, zamanla anlayacaktır. Rusça konuşmaya ağırlık veriyorum, orda iş bende bitiyor sanırım bazen çevreye uyum sağlayıp Türkçe konuşuyorum, Rusça konuşmak o an zor geliyor. Ama bunu da aşıp, bir kaç aya Defne Eva ile sadece Rusça konuşmaya odaklanmam gerekiyor, yaptığım araştırmalar ve yardımcı olan bir çocuk gelişim uzmanının da görüşüne göre iki anadili olan bir çocuk yetiştirmek için ebeveynlerden birinin çocukla sadece o ikinci dili konuşması gerekiyor. İki dili birden konuşabilen bir ebeveyn çocuğun aklını karıştıracaktır. Bizim ailede o sorumluluğu üstlenecek kişi ben oluyorum. Şimdilik zor geliyor, ama zamanla alışırım sanırım.

Hep ayakları yere sağlam basan, özgüveni yüksek, mutlu, kendisiyle barışık bir insan yetiştirmeyi hayal ettim hamileliğimden itibaren. Kızım olacağını öğrendiğim günden itibaren ise bu hayal daha çok önem kazandı. Toplumun kadına verdiği değeri düşünüp de Defne’nin sadece kadın olduğu için ilerde karşılaşacağı zorlukları düşündükçe bunu yapmam gerekli. Belki de 20 sene içinde olumlu anlamda çok şey değişir, ama nedense şimdilik değişim sadece bir hayalmiş gibi geliyor.

Tüm bu isteklerime, okumalarıma, hedeflerime rağmen ben bugün kötü bir şey yaptım. Nasıl oldu, neden oldu bilmiyorum ama ağzımdan kendime hiç yakıştırmadığım bir cümle çıktı. Arkadaşımla Skype’ da görüşürken Defne kucağımdan bilgisayara uzanıp tuşlara vurmaya çalışıyordu, yapma kızım baba kızar, döver cısssss dedim. Söyledikten sonra ben de şaşırdım ağzımdan nasıl böyle bir cümlenin çıkmış olabileceğine, ben değildim sanki eşime daha hamileyken 10 sene sonrasının problemlerini sayıp, bak ikimizden biri bir şeye hayır dediyse o hayırdır. Diğerinin kararını birimiz beğenmiyor olabilir, ama önce kendi aramızda çözeceğiz o problemi. Çocuğun bakış açısıyla birimiz diğerinin otoritesini sarsmamalı. Birimiz yapma derken, diğeri yap derse olmaz.

Cümledeki ‘’ BABA kızar ‘’ neydi öyle? İstediğimi yaptırmak için çocuğun gözünde korktuğu, çekindiği bir baba imajı kesinlikle yaratmayacağım dememiş miydim kendime. Peki o ağzımdan çıkan ‘’ döver ‘’ kelimesi? Kendi aramızda şakalaşıp birbirimize bak dayak yersin, oo bak çok pis döverim tarzı şeyler söylüyorduk. Ama bunların hepsi birer şaka, günlük konuşma dilinin ve 20li yaşlarda olmanın hoppalığı ile söylenmiş şeylerdi. Ama küçük kızımın, babanın dövmeyeceğini, ailedeki erkek figürünün çok güçlü olduğunu, ama bu gücünü sadece onu hoplatıp zıplatırken veya ağır(!) bisikletini kaldırırken kullandığını bilmesi gerekiyordu. Hayatına ona el kaldırabilme cesaretini gösterebilecek bir erkek girerse dahi, bunun anormal olduğunu, ve ‘’ bir kere’’nin bile asla affedilmemesi gerektiğini öğretecektim hani? Baba döver dersem nasıl yapacağım peki bunu? Bilinçaltına yerleşmez mi erkek şiddetinin haklı olabileceği duygusu?

Görüşmeyi kapatınca kalakaldım bir an. Hala söylediğim şeyin şaşkınlığını yaşıyorum. Nasıl da işlemiş demek ki içime çevresel faktörler, yapmamaya ant içtiğim , aklıma hayalime sığmayan şeylerin bile cümlesini kurabiliyorum. Defne’nin henüz 6 aylık olduğuna şükrettim. Ya boş bulunup da böyle bir cümleyi o 3 yaşında iken kursaydım? Aklında kalabilir, hatta soracağı bir çok soruya yol açabilirdi. Tek bir cümle bile ne kadar önemli, çocuk yetiştirmek ne zor dedim. Ağzımdan çıkan her şeye dikkat etmek zorundayım. Yakında beni taklit etmeye başlayacak, davranışlarıma dikkat etmek zorundayım. Nasıl büyük bir sorumluluk, iyi bir insan , hem ruhsal hem de fiziksel olarak sağlıklı, mutlu bir birey yetiştirmek ne kadar da zor. Diğer her şey kolay dedim kendi kendime, uykusu da düzene girer, dişleri de birer birer çıkar, emmesi de düzelir, bugün ona yedirdiğim sebze çorbası tamamen çöpe gidebilir dünyanın sonu değil hiç biri. Ama ya iyi yetiştiremezsem? Ya kendini eksik, kırılmış, incinmiş hissederse? Ya ben her şeyin en iyisi olsun diye çabalarken bu sefer de şımarık, kendi kendine yetemeyen bir yetişkin bulursam karşımda? Nerde bunun ortası, nasıl bulacağım ben bu yolu… bu kızı yeniden büyütmeliyim mi diyeceğim Sezen abla gibi? Sorular sorular.. Velhasıl kelam, şu an yaşadığım için bana mı öyle geliyor bilmem ama, her anlamda iyi bir insan yetiştirmek dünyanın en önemli işiymiş gibi geliyor. Bazen sevgili arkadaşım Nazenin’in de dediği gibi, doğru mu yapıyorum bilmiyorum. Bu kötülüklerle dolu dünyada çocuğuma sadece sevgiyi, merhameti, adaleti öğretmeye çalışırken acaba onu hazırlıksız mı yakalayacak Dünya? Ne yapmalıyız bilmiyorum. Ama düşünüyorum, benim yetiştirdiğim, bir başkasını yetiştirecek, böyle sürüp gidecek bu düzen. Herkes aynı şekilde özen gösterirse sevgiye, şefkate, dürüstlüğe neden değişmesin ki bu dünya? Çok değil bir kaç nesil sadece.. Biz göremeyiz tabi ama, bizden kalanlar yaşar belki özlemini çektiğimiz günleri. Hayal belki, hatta hayal. Ama realist olmak ağır geliyor.

 

Sevgiler,

Anna

148
0

Published by

2 Replies to “Toz Pembe Hayaller Vardı

  1. Senin ne kadar iyi bir anne olacağın o kadar belli ki … Bu sorular , sorgulamalar… Herkesin harcı değil . Defne çok şanslısın ! Güzelliğini zaten bildiğiniz annenin Harika da bir kalbi var ♥️

  2. Ne güzel yazmışsınız..tebrik ederim.. benimde 5 aylık bir kızım var ve aynı endişeler sorular benimde aklımın herköşesinde.. zoru başarmak dileğiyle..

Nazenin için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir