Depresyon Kafası Mı O ?

Ben lohusa depresyonuna girmedim. Yani lohusalığımda girmedim. O girdiğim lohusa depresyonu muydu değil miydi depresyon muydu onu da bilmiyorum. Kendi kendimize teşhis koymayı ne kadar çok sevsek de, biraz sakıncalı o durumlar bence. Benim yaşadığım depresyon değildir yani, kedidir o kedi.

Defne Eva doğduğunda sarılık oldu, ilk iki hafta emip emip uyudu, güzel de emiyordu hani. Maşallah dedik hep. Sonra yavaş yavaş kendine gelmeye başladı, gaz sancıları falan derken biraz ah zormuş bu işler dedik. Biraz ama çok değil. Güzel emiyordu, şükür, e uykuya dalmayı bir başarabilirse güzel de uyuyordu ona da şükür.  Sağlıklıydı, çok şükür, sütüm hani derler ya bi açıyordum duvara fışkırıyordu, sıksam fışkırırdı taa duvara öyle yani. Geceleri emzirmeye kalktığımızda 2-3 saatte öyle çok doluyordu ki, önce sağıyordum çünkü çocuk boğuluyordu memeyi aldıktan sonra tazyikten ememiyordu, sonra Defne bir memeyi bitiriyordu o memeden kalanları sağıyordum. Sonra bir de ememediği diğer memeyi sağıyordum. Buzluğa sütleri koyarken üstümüze üstümüze devriliyordu, bezden sonra en çok para verdiğimiz şey süt poşeti oldu. İnternetten derin dondurucu falan araştırıyorduk, kendimi Holstein ineği gibi hissediyordum, tabi bunda beni ” Holstein’im ” diye seven kocamın payı yok değil miydi vardı tabi. Her neyse, nazar değmesin diye bahsetmiyoruz bu durumdan pek kimseye tabi, ben niye depresyona gireyim ki? Huzurluyum, mutluyum, annem teyzem falan yanımda sık sık geliyorlar. Bebeğim huzurlu, çok tatlı, çok güzel, öpmelere kıyamayıp, izlemelere doyamıyoruz. Öyle bir dönemdi lohusalık. 1.5 kilo aldi ilk ay Defoş. 3.5 da doğmuştu , azıcık semirmiş. Tombuk olmuş, sağlığı tombukla bir sanan toplumda yaşayan saf bir yeni anne olarak ben mutlu tabi bu durumdan. Depresyon mu o da ne?

Sonra baktım ben bu sütle başa çıkamıyorum, bir de şımarıklık geldi afedersiniz, bazen geceleri sağdığım sütü dolaba koymadan uyumuşluğum oldu. Sabah sen lavaboya dök güzelim biberon dolusu sütü. Allah cezamı verdi.

Her emzirmeden önce ve her emzirmeden sonra süt sağmaktan çok yoruluyordum, yargılamadan önce bir düşünmeye davet ediyorum biraz, ciddi anlamda yorucu. Ön sütü sağ, emzir, degistir, oyna, uyut o da artık ne kadar sürerse, sonra yine sağ. Bu döngü 2-3 saatte bir tekrarlanıyor bir de. Bebek de memeyi ememiyor ,tazyikli geliyor boğuluyor çocuk. Ona da canım sıkılıyor, dedim ki ben bu memeleri terbiye edeyim. Zaten 40’ımız çıkar çıkmaz benim mazeret sınavlarım başladı biliyorsunuz üniversite ögrencisiyim ve dogum yaptığım dönemi de dondurmadım, 1 hafta boyunca her gün 3-4 saat ayrı kaldık Defne ile. O biberonla tanıştı tabi, ben de o sırada sağamadığımdan dolayı birazcık terbiye oldular haylazlar. Ama yine de sağmadan Defne’nin alabileceği kadar değil. Tomris’in emzirme notlarında, çeşitli emzirme gruplarında fazla süt salınımı ile ilgili ne varsa okudum, sütümü biraz azaltmaya ve akış hızını yavaşlatmaya çalıştım başarılı oldum sonra, bir süre Defne çok güzel emdi. Kısa sürdü ama, 2-2.5 aylıkken birden memeyi reddetmeye başladı, sadece ayakta gezerek emiyordu, gittikçe yorucu olmaya başlamıştı o iş. Ama yine de emiyordu, önemli olan oydu. Zaman zaman yatarak emzirmeyi başarıyordum, ama kucakta emmeyi hiç sevmedi. Biberon alıyordu arada, ben evde olmadığımda veya bazen babası bakarken biberonla besleniyordu. Biberona mı alıştı da ayakta emmek ister oldu? Bilmiyoruz, ama biberonu da reddediyordu arada. Yalnızca meme istiyordu bazen. O saatten sonra olaylar nasıl gelişti bilmiyorum, Defne gittikçe emmemeye başladı, biberon da istemiyor meme de istemiyor, ne istiyor bu çocuk diye ortalıkla deli gibi dolanmalarımız başladı. O aralar benim için karanlık dönem, çünkü GALİBA depresyondaydım. Sütüm azaldı, Defne emmiyor, sağıyorum gelmiyor, milkpluslar vs. Yetmediğinde buzluktan çıkarıyoruz hep, şükür diyorum. İyi ki sağmışım o sütleri. Gittikçe kötüleşti durum ama, gittikçe daha çok emmemeye başladı. Ten tene temas, aç bırakma ( sadece 4 saat dayanabildim. ) ve diğer yolları denedim, karanlıkta emzirme, yalnız emzirme, akla hayale gelebilecek her pozisyonda emzirmeyi denedim. Kısa vadede ufak düzelmeler oluyor, sonra yeniden eski haline dönüyordu. Kocamın eve geldiğinde sorduğu günün nasıl geçti sorusunun cevabı, Defne’nin emip emmemesine göre değişir oldu.

–  Günün nasıl geçti?

–  Çok güzel emdi. ( mutlu surat )

–  Günün nasıl geçti canım?

-İğrenç, korkunç, yorucu. ( bitkin ve sinirli)

Duşta, orda burda kendimle başbaşa kaldığım her yerde ağlamalarım o sıra başladı sanırım. Kimseye bahsetmek istemiyorum, çünkü kendimi ” kötü ” bir anne gibi hissediyorum. Nasıl bir anne çocuğuna mama verir? Defne her sütüm yetmeyip de mama aldığında ağlamaklı oluyorum. Kimseye bahsetmek istemiyorum çünkü yargılanmaktan korkuyorum, kimseye bahsetmek istemiyorum çünkü bir türlü kabullenemiyorum. Nasılsa düzelecek değil mi, düzelecek düzelecek diye kendimi pozitif tutmaya çabalıyorum. Yaklaşık 2.5 ay böyle sürdü. Defne 6.5 aylık civarıyken beni son kez emdi. Ona da emmek denirse, daha çok vaktini meme ucumu ısırmakla geçirdi diyebiliriz. Bir süre sağmaya devam ettim, ilaç niyetine de olsa anne sütü girsin ağzından istedim. Power pumping falan yaptım, ama çok fayda etmedi sütüm gittikçe azaldı. Sonra da birden gitti. Gitti derken 1-2 damla geldi 20 dklık sağma sonucunda. Hani bir iki damla bile olsa o süt artabilir muhabbetini biliyorum, ama artık istemedim. Henüz hamile değilken bebeklerin 6 ay emzirilmesi gerektiğini düşünüyordum, hamile kaldım ve 1 sene emziririm inşallah dedim. Sonra Defne doğdu ve emmeye başladı, o bağı çok sevdim. Onun süt sarhoşu gözlerini izlemeyi, yanımda misler gibi uyumasını, geceleri emmek için uyanmalarını bile sevdim. Başbaşa hiç kimseyle paylaşmadığımız vakitlerdi. Bakarsın 2 sene bile emziriririm diyordum.

O bağın kopmasına çok üzüldüm, emzirmeyi seven her anne beni anlayacaktır eminim.  Elimde pompa ile ağlamalarım, sürekli sinirli ve bitkin oluşum, duygu değişikliklerine adapte olamayışım, kimseyle konuşamayıp kendi kendime yüklenişlerim geç kalmış bir lohusa depresyonu muydu bilmiyorum. Belki sadece bir annelik anksiyetesi idi, ama ben bunları konuşabilecek gücü kendimde yeni buluyorum. Geçen hafta böbreklerimdeki taşlar sebebiyle yaşadığım sıkıntı olmazsa bir süre daha bulamazdım sanıyorum, belki saçma olacak ama taş düşürmek ve ciddi bir rahatsızlığa varabilecek ölçüde böbrek tıkanması yaşamak beni rahatlattı. 2 ay önce olmasa şimdi bırakmak zorunda kalacakmışım emzirmeyi derken buldum kendimi. Emzirmeyi kesmeden tedavi olmam mümkün olmazdı. Neyden ne çıkarıyoruz ya, cidden böyle saçma düşüneceğim aklıma gelmezdi ama öyle. Hastalığımla mutlu oldum.

Bence henüz bir çocuğa annelik yapmamış kimse, anlamaya çalışmasın mümkün değil. Dikkat edin anne olmuş demiyorum, annelik yapmak çok farklı , biyolojik anlamda anne olmak ise çok kolay o farkı unutmayalım. Kendi genini taşımayan yavruları sahiplenen kadınlar, benim gözümde çok daha fazla annedir zira. Annelik yapan her kadın ordan burdan ucundan anlar beni diye düşünüyorum. Biriyle bir şeyler tartışmadan önce Seda Sayan gibi ” sen anne misin ha? anne misin seen? ” diye bağırmak istiyorum artık. ( İlgili video için linkini aşağıya koyuyorum, azıcık gülersiniz )

Çünkü o kadar farklı yönlerden bakabiliyoruz ve bazen çok gerçekçi bir şekilde pireyi deve yapabiliyoruz ki, bizi birbirimizden başka anlayabilen birinin olması mümkün değil. Babalara saygım sonsuz tabi ama, bir durun Allah aşkına ya, bizim kafamız farklı. Bu kafa çok farklı.

Bildiğim şey şu ki, bu bebeğin doğumundan çocukluğuna kadar geçen zamanlar çok hızlı ama çok yoğun geçiyor. Bir yandan bakıyorum bu bebek ne de çabuk büyüyor 8 aylık oldu bile diyorum, diğer bir yandan geçen zamanda yaşadıklarımızı düşündükçe, sığdırabildiklerimize şaşırıyorum. Her gün her dakika büyüyor, gelişiyor ve değişiyor. İnsan oluyor resmen, çok accayip değil mi?

Bunları yazacak gücü buldum ki, belki birine bir şekilde bir faydam dokunur. NE şekilde bilmiyorum, ama dokunsun istiyorum. Çok bencilim çünkü, birine faydamın dokunması aşırı iyi hissettiriyor. Başta biraz ağlatıyor ama olsun, geçenlerde biri yazmış size nasıl teşekkür etsem az diye, hiç bir şeyde yapmamışım aslında Tomris’in emzirme notlarından bahsetmişim sadece bir paylaşımımdan o kadın ilk benden duymuş onu, gitmiş araştırmış, bebeği emiyor şimdi, bende işe yaramayan şey onda işe yaramış. O başarabilmiş. Mutlu oldum çok, sonra gittim süt sağmaya çalıştım sulu gözlerle belki benim de sütüm artarsa emer benimki diye ama olsun .Yine de mutlu oldum.  O gün son süt sağışımdı zaten. Buzlukta hala bir kaç poşet süt var, onu da vereceğim yakında. Böylece Defne’nin anne sütü ile ilişkisi tamamen kesilmiş olacak. Ne diyelim, Allah sağlık sıhhat versin.

Biz hayatımızda başkalarının mutluluklarıyla mutlu olan insanlarız, burda tanıdığım çok insan öyle. Başkalarının mutsuzluklarını kendine tatmin malzemesi yapan insanlar da var elbet, her yerdeler, ama çok uzaklar aslında bize kızlar ya. Bu kafa başka, bu kafa güzel, bu kafa bizim kafa. Onlar pek bilmezler ^^

Sevgiler,

Anna

46
0

Published by

1 Reply to “Depresyon Kafası Mı O ?

  1. Ben de ilk iki hafta çok ağlamıştım. Sezaryen yerim iyileşmemişti ve yerimden kalkamıyordum. Kendimi anne olmak için yetersiz hissetmiştim. Ama hepsi geçiyor.

Esra için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir