10 Maddede Bir Ömür

”Eşinle nasıl tanıştınız?” sorusunu çok aldım. Anlatırım,yazarım belki dedim ama açıkçası tanışma kısmının önemli olduğuna inanmıyorum ben. Hem bizim de öyle aşırı ilginç bir tanışma hikayemiz yok bence. Tanışma, ilk izlenim önemli değil demiyorum, ama ilişkiye başladıktan sonra sürdür (-ebil) me kısmı var ya asıl o önemli. İlk zamanlarda midemizde kelebekler uçuşuyor, akıl bir değil beş değil 15 milyon karış havada, hele ki bir de aşkınız karşılıklıysa sizden mutlusu yok, ama gerçeklere dönersek bir süre sonra illa ki o ayaklar yere basıyor ve ilk zamanlarda görmedikleriniz şimdi kocaman kocaman gözlerinize batmaya başlıyor. Asıl o zaman başlıyor bence ” aşk ” dediğimiz olgu. Çünkü aşk bence mutlu olduğunuzda hissettikleriniz değil, mutsuzluğunuza rağmen de hissedebildiğinizdir.  Güzel bir ilişki için, tecrübelerden ve izlenimlerden edindiğim 10 maddeyi yazdım.

Continue reading “10 Maddede Bir Ömür”

111
0

Kısa Tarihimden Küçük Enstantaneler

İsmim cismim farklı olunca Türkiye’de yaşamaya başladığım günden beridir çeşitli sorulara maruz kalmaya alıştım ve hatta doğal buluyorum. Çünkü ben de meraklı bir insanım, yolda anadili gibi türkçe konuşan siyahi bir çinliye denk geldiğimde ben de merak ederim, hadi ben öğrendim de 0 nasıl nerden gelmiş ne olmuş, onun hikayesi ne diye. Şimdi siyahi bir çinli örneği çok eksantrik oldu tabi, ama siz beni anladınız bence.

İnstablogumu açtığımdan beridir de zaman zaman uyruğum,nasıl Türkiye’ye yerleştiğim vs. ile ilgili soru alıyorum. Ben de canım istedikçe kısa tarihimden enstantaneler başlığı altında , kısa tarihimden bahsetmeye karar verdim. Çünkü burası benim blogum, istediğimi yazarım ve çünkü neden olmasın ?

Continue reading “Kısa Tarihimden Küçük Enstantaneler”

116
0

Gökyüzünün Karardığı Yerde

Gece yapılan araba yolculuklarını oldum olası sevmişimdir, hele ki biraz şehirden uzak gidiyorsanız, sadece arabanın far ışıkları aydınlatıyorsa etrafı…

Ne kadardım bilmiyorum, ama ayak numaram 30’lara gelmemiş, lavaboya taburesiz uzanamayacak, hava karardı mı tuvalete gitmeye korkup,zorda kalınca koşarak gidip gelecek kadardım işte. Eski, buram buram benzin kokulu, deri koltuklu bir arabada bir yere gidiyorduk annemle arka koltukta. Nereye gittiğimiz önemli değildi, önemli olan yolculuğun kendisiydi. Arka koltukta ikimizdik ve ben kafamı onun dizlerine koyup pencereden gökyüzünü izleyebiliyordum. Hava küçük bir çocuğun uyanık kalabilmesi için fazla kararmıştı, heyecan vericiydi çünkü hala uyanıktım. Annem sık sık uykumun hala gelip gelmediğini soruyordu, her defasında hayır cevabını almanın onun için yorucu olabileceğini anne olduktan sonra anladım  Ben ise merakla yıldızları izliyordum ve aynı zamanda Ay’ın nasıl oluyor da hep bizim gittiğimiz yere gittiğini düşünüyordum. Büyülü gibiydi, o kadar güzeldi ki bu yolculuk Ay bile bizi takip ediyordu ! Büyük karanlıkların ardındaki dağları ormanları hayal ediyordum, bir de zaman zaman geçtiğimiz yerleşim yerlerindeki ışığı yanan evlerin içini.. Ev sahibinin hayatını merak ediyordum, acaba onun da torunu saymayı öğrenmiş midir mesela. Kendi içimde 1’den başlayıp gidebildiğim yere kadar gidip, hafif hafif böbürleniyordum. Yıldızları sayalım mı anne? Annem sohbete dalmıştı. Onu bekleyemeyecek kadar kaptırmıştım kendimi, hızlı hızlı nefesim kesilerek saymaya çalıştım yıldızları, bu yıldızları acaba benden başka sayan var mıdır diye merak ettim bir de. O büyük karartılı dağların ardında, büyük şehirlerde ve bambaşka ülkelerde yıldızları sayan insanları hayal ettim…

Annem uykumun artık gelmesi gerektiğini düşünüyordu ki, şarkı söyledi bana, o tıngırtılı bozuk yolda giden, benzin kokulu eski arabada söylediği şarkının hiç bitmemesini istedim. Bitince ise tekrar, tekrar, tekrar istedim.Şarkıyı nedense ilk defa dinliyor gibiydim, oysa ki annem sık sık söylermiş bana onu, hiç o geceki kadar güzel gelmedi… Çok da bir özelliği yoktu aslında, biraz eski, yasak bir aşkı anlatan bir düetti. Kadının sesini ince ve daha kısık bir şekilde söylerken, adamın sesini daha gür ve daha yüksek şekilde seslendiriyordu. Sonra ne kadar olduğunu hiç bilmediğim bir süre sonunda, gözlerimin gökyüzünün karardığı yere takıldığı bir anda, gözkapaklarım kapanmış, uykuya yenik düşmüşüm… Uyandığımda geleceğimiz yere varmıştık ve ben olmadık bir zamanda uykuya yenik düşen her çocuk gibi hayal kırıklığı içindeydim. Hiç bitmemesini istediğim o yol neresiydi, nereye gidiyordu hiç bilmiyorum. Ama o gece, o tıngırtılı yol, benzin kokulu araba ve annemin sesinden o şarkı hafızamın en derin yerlerine kazındı. Ayakları 30’lu numaralara varmamış, lavaboya taburesiz uzanamayan ben o gece çok önemli bir şey öğrendim: Önemli olan yol değilmiş, o yolu gittiğiniz insanlarmış. Önemli olan o yolun bizi nereye götürdüğü de değilmiş, o yolu nasıl gittiğimizmiş. En önemlisi o yolun bizde neler hissettirdiği imiş…

Dinlemek isteyen olursa diye, annemin yıllar önce o gece ve benim bu akşam kızımı uyuturken söylediğim şarkıyı yazının başına iliştirdim.

Sevgiler

59
0

Girizgah

Merhabalar!

Ben Anna , 24 yaşındayım, bir vakıf üniversitesinde Hukuk okuyorum. Evliyim ve an itibariyle 5 aylık bir kızım var. İnstagramda uzun bir süredir @lagloriax adıyla paylaşımlar yapıyorum. Başlarda bakım/makyaj tarzı bir hobi sayfasıyken, hamile kalmamla beraber ilgi alanlarım da doğal olarak değiştiği için bir sürü anne ve anne adayıyla tanıştığım konuştuğum bir yer haline geldi. Burada takibi hala bırakmayan, beni terketmeyen, güzellik blogcu biricik arkadaşlarıma kocaman bir sevgi balonu gönderiyorum. Çok sabırlısınız !  Sizi seviyorum

Yazmayı seviyorum, her yazan insan gibi okunmayı da seviyorum tabi ki. Ama artık hayatın başka bir evresini yaşadığımdan mıdır yoksa like alma veya popüler olma kaygısından çok uzaklaştığımdan mıdır ( her birimiz sosyal mecrada bir şey paylaştığımızda like sayısına bakıyoruz, dürüst olalım ) sadece kendim için bir şeyler yapmak istedim. Bir yer olsun, ben içimi dökeyim ve içimi dökerken yeni insanlarla tanışayım, şurda oturmaya fırsat bulabildiğim yarım saatte çayımı veya kahvemi alıp tuşlara hızlı hızlı basayım istedim. (kocam klavyeyi kullanış şeklime kızıyor, kıracakmış-mış-mışım. Adamın malı kıymetli -.- ) Neyse işte bir şeyler yapmak istedim. 24 yaşındayım, bence henüz hayatın çok başındayım. Bu yüzden birilerine tavsiye vermek veya örnek olmak gibi bir amacım kesinlikle yok baştan söyleyeyim. Ben kendi yolumu bulmaya çalışıyorum, kendi küçük dünyamda kimine göre küçük kimine göre büyük problemlerimle boğuşurken, kendimi mutlu edecek ufak tefek şeyler yapıyorum. Hayatı neresinden tutarsanız, onu yaşarsınız ya hani , işte o dolu tarafından tutmaya çalışıyorum. Belli bir üslubum yok, yazacağım belli bir konu yok. Hani takip etmeniz için hiç bir neden gösteremem belki. Bazen bu yazıdakine benzer şekilde arkadaşıma kahve içmeye gitmişim gibi konuşarak yazabilirim, bazen de çok ciddi olabilirim baştan uyarayım  Siz okursanız ben mutlu olurum, okumazsanız canınız sağ olsun. En azından nereye koyduğumu unutmayacağım bir defterim olur. Linkini oralara, buralara, her yere iliştiririm .

Girizgahımız burda sonlanmıştır. Kendinize iyi bakın !

54
0