13. ve 14. Aylar

Merhabalar! Blog’a yazı eklemeyeli uzun zaman oldu. Vizeler, doğum günü, finaller ve sevgili kocamın bloğumun veri tabanını silmesinden kaynaklanan gecikmeler sebebiyle anca oturdum yazı yazıyorum. Eski yazıları kurtarabildik ama tabi okuyucu verileri sonsuza dek siber alemde kayboldu 😀 El sallıyoruz…Yeni tasarım bitmedi ve istediklerimi henüz yapamadım, ama yazı yazmamayı daha fazla uzatmak istemedim…

O kadar süredir yazmayınca konular birikti doğal olarak, okunan(okunmaya çalışılan) kitaplar, gidilen yerler, izlenen filmler ve final dönemi ıstırapları 🙂 Bu arada tabi evde her gün gelişen, değişen, büyüyen bir bebiş var, 14 aylık oldu bir kaç gün önce, 15.ayının içindeyiz yani.

Hamileliğimin son dönemleri ve kızımın doğduğu ilk zamanlar ay ay bebek gelişimi yazılarını okumayı çok severdim. Tek bir kaynaktan yetinmez, kitaplar mı dersiniz, blog yazıları ve internette ‘’ 3 aylık bebek gelişimi’’ yazıp da önünüze çıkan bilgi yığınını okumaktan bahsediyorum. Şimdi düşünüyorum da ne çok boş vaktim varmış. 🙂

Bebekleri benimle yakın aylarda olan annelerin paylaşımlarını dikkatle takip ederdim. Hala ediyorum gerçi, ama artık içimdeki annelik anksiyetesini kontrol altına almayı öğrendim. Bir ay hiç kilo almamasının o kadar da kötü bir şey olmadığını, konuşma, yürüme, emekleme gibi gelişim basamaklarının her bebekte farklı bir süreçte ilerlediğine kendim de şahit oldum. Bebekler küçükken gelişimleri hakkında bir sürü yazı bulmak kolayken, büyüdükçe yazılan yazılar azaldı.

Ben de hem Defne’ye ileride hatıra olsun, çünkü bazı şeyler unutuluyor hem de aynı zamanlarda bebek büyüttüğümüz annelere okuyacak bir şeyler olur belki diye Defne ile yaşadığımız süreçten bahsetmeye karar verdim her ay.

13.ayını yazmaya fırsat bulamadığımdan bu iki ayı birleştiriyorum;

Defne çoğu bebeğe göre biraz geç emekledi diye düşünüyordum, 9 aylık olduğu gün emeklemeye başladı. İnsagramda gördüğüm bütün bebekler 6 ay civarı emekliyorlardı 🙂 Aslında daha erken olmasını beklemiştim, çünkü 3 ayı dolmadan dönebilmeye başlamıştı. Emeklemeye başladıktan hemen sonra koltuklara tutunarak kalkmaya ve sıralamaya başladı koltuktan koltuğa yani. İlk adımlarını 11 aylıkken attı, ama onu yürümekten saymıyorum çünkü uzun bir süre yürümeye korktu elimizi bırakmak istemedi, kendi yürümeye çalıştığında ise düşüyordu hep. Doğum gününü kucakta geçirdi J 12 aylık + 1 haftalıkken yürümeye başladı başta çok kısa mesafelerde kendini denedi, etrafta tutunacak bir şeyler olmasına dikkat etti. Canı tatlı ve çok temkinliydi. Sonrasında cesaretlenip ellerimizi bırakmaya başladı. Bu süreçte bizim pek bir yönlendirmemiz olmadı, o kendini hazır hissetti ve yürüdü. Zaten 18.aya kadar yürümemeleri normal karşılanıyor. Acelemiz yoktu. İki ayda kendini baya ilerletti, nerdeyse koşuyor şu an ve en sevdiği oyun yakalamaç 🙂 Birbirimizi kovalayıp duruyoruz, sonra görebileceği bit köşeye saklanıp da bakıyorum sürekli, kahkahalarını duymalısınız, koşup sarılıyor hemen, sıkılmadığım tek oyun diyebilirim 😀

İnstagramdan takip edenler, uyku arkadaşı Zeze’yi biliyorlardır artık Zeze’ye bir de pelüş köpeği ‘ Hav Hav ‘katıldı, uykusunda yanında bulamazsa gözlerini açmadan ‘’zezee, havhavhav ‘’ diye arıyor. Çok komiğime geliyor. Zeze hala favorisi, ama kanımca ‘ hav hav’ a kıyamıyor. Merhametli kuzum benim ^^ Geçenlerde aralarına bir tane de küçük peluş ayıyı sokmaya çalıştı hemen ortadan kaldırdım. Her gittiğimiz yere yanımızda iki tane peluşla gidiyoruz zaten bir üçüncüsünü daha kaldıramam 😀

Çoğu şeyi anladığını belli ediyor, acıktın mı diyince acıktıysa elimden tutup mutfağa götürüyor, acıkmadıysa duymazlıktan geliyor 😀 Uykun geldi mi diye sorduğumda bazen ‘ayııır’ diyor, bazen de hemen Zeze’yi aramaya başlıyoruz. Emzik kullanmıyor, 5-6 aylık civarında kendi bıraktı, meme reddi dönemlerinde yalancı memeye bile tahammülü yoktu çocuğumun 😀 Parmak emiyor ama, anne karnında da parmak emerken yakalanmıştı 🙂 Bazen fotoğraflarda, videolarda görüp benimki de parmak emiyor, nasıl bıraktıracağım şeklinde sorular alıyorum. Gerçekten bilmiyorum, ben bıraktırmayı hiç denemedim ve bir süre daha da denemeyi düşünmüyorum. Kendisini rahatlatıyor şu an, emme ihtiyacı ortalama 2 yaşına kadar devam ediyor zaten. 3 yaş civarına kadar parmak emmeyi bırakmazsa o zaman bir şeyler düşünürüm. Geçenlerde gittiğimiz bir hekim, Defne’nin parmak emdiğini görünce ben de 11 yaşına kadar emdim bana bıraktırmaya çalışanlara da hala çok kızarım dedi. Kendimi hazır hissedince, anlayınca bıraktım zaten dedi. Ben de aynı fikirdeyim bu konuda, sanıldığının aksine emzikten daha zararlı bir şey de değil… kendini hazır hissetmesi gerek, illa ki bir gün bırakacaktır…

Yaz sıcaklarının bastırması ile beraber sulu oyunlara geçiş yaptık, balkona oturtup yanına iki kap su veriyorum ben işlerimi yaparken gözetimim altında o da oyalanıyor baya, sulu oyunları çok seviyor ama çoğu bebek gibi kafasının yıkanmasından hiç hoşlanmıyor.

Su şişesinin kapağını takıp çıkarmayı öğrendi, bazen beceremiyor ve yapamayınca çok sinirleniyor, sanırım biraz takıntılı.. Kime çekti bilmiyorum 😀

12 aylıkken Legolarla tanıştı, ilk önce ayırmayı sonra da birleştirmeyi öğrendi. Tabi ki hala çok iyi değil o konuda beceremediği oluyor, ama ince motor becerilerinin gelişmesi açısından iyi bir yöntem.

 

Çoook az çeşit yemek yiyor, çok fazla şey seçiyor. Sevdiği bir şeyler olunca miktar olarak fazla yiyor aslında ama her gün sevdiği şeyler değiştiği için ona uygun menü oluşturmakta zorlanıyorum. Bu aralar en sevdiği şey pilav. Bütün gün pilav versen yer o derece 😀 Kendisi yemek istiyor genelde, tabi ki her taraftan pilav temizliyoruz sonra, bezinin içine kadar pilav doluyor. Çok acıktığında benim yedirmeme izin veriyor hızlıca doymak için , açlığı biraz bastırılınca yine kaşığı kapıyor elimden 🙂  Blw yapmıyorum aslında ama beni mecburen el ile yenebilen yemeklere yönlendiriyor. Hala mama içtiği için de az yemesi konusunda içim rahat, 1 yaş check up’ında bütün tahlilleri çok güzel çıkmıştı, şükür. 18. Aydan sonra mamayı bıraktırmayı düşünüyorum şimdilik, belki ileride fikrim değişir bilemiyorum.

Her gün parka gitmeye çalışıyoruz, parklarda ‘abi ve abaa’ların peşinden ayrılmıyor. Kendisinden büyük çocuklarla çok iyi anlaşıyor, ama biraz agresif bir bebeğe denk gelip de dayak yediğinden beri bebeklerle arası pek yok, eskiden yanlarına giderdi, şimdi kötü kötü bakıp uzaklaşıyor, geçici bir süreç, zamanla kendini hazır hissettikçe sosyalleşecektir.

Yabancılara uzaktan cilveler yapıyor, ama yaklaştıklarında kesinlikle kucaklarına gitmiyor, kendisine dokunulmasından hoşlanmıyor. Ben de git kızım abiye, ablaya demek yerine, gelmek istemiyor, huysuz bizimki azıcık diyorum, insanları gönderiyorum. Oto-kontrolünü öğrenmesi gerekiyor, ben her seferinde bir şey olmaz öp kızım dersem, kendisi istemediği halde insanlara yaklaşması, kendini sevdirmesi gerektiğini düşünebilir, gerek yok. Varsın azıcık huysuz olsun, ben de öyleymişim küçükken kimseye kendimi sevdirmezmişim, bazı şeyler genetiktir diye boşuna denmiyor 🙂

Masha i medved çizgi filmini çok seviyor, gerçi tanıştığı tek çizgi film olduğu için sevmekten başka çaresi de yok diyebiliriz 🙂 Uzatabildiğim kadar uzun bir süre sadece masha ile medved izleteceğim.Hem bunun sınırsız bir dünya olduğunu öğrenmesini istemiyorum şimdilik, hem de bildiği bölümlere denk gelince ona göre aksiyon alması daha çok hoşuma gidiyor. Transa geçmiş şekilde değil de, biraz daha aktif izliyor böylece. Müziklerin çıkacağı yeri ezberlemiş bir kaç bölümde onlar başlamadan önce saz arkadaşlarını ( zeze ve havhav) alıp oynamaya başlıyor misal, dans ediyor falan 🙂 Biliyorsunuz, 2 yaş öncesi bebeklerin ekranlarla tanışması kesinlikle önerilmiyor, bir çok gelişim bozukluğuna ve otizme sebep olabiliyor. Bütün bunları bilen araştıran bilinçli ebeveynler olarak tv açtığımda vicdan azabı çektiğimi itiraf etmeliyim. Ama çocuğuna tek başına bakan, ev işleri konusunda da eşi dışında yardım almayan biri olarak gerçekten o 20-30 dakikaya bazen çok ihtiyacım oluyor. Günde toplam süreyi 20-30 dakikadan fazla geçirmiyoruz, bölüm başına sayıyoruz genelde, sabah 3 bölüm izlediyse akşam yalnızca 1-2 bölüm izlemeye hakkı oluyor misal. Bir bölüm 6 ile 8 dk arasında değişiyor.

Dil gelişimi çok güzel, 20 kadar kelimeyi yerinde kullanıyor. Rusça-Türkçe karışık gidiyor şimdilik, cümle kurmaya başlayınca baskın dili de ortaya çıkacaktır. Defne erken konuşan bir bebek oldu 4 aylıkken anne 6 aylıkken de baba dedi, ama bu süpersonik üstün yetenekli bir çocuk olduğunu göstermiyor tabi ki. ( Benim için dünyanın en tatlı bebeği, orası ayrı ) Her bebeğin gelişimi farklı, biri fiziksel olarak çok hızlı gelişir, diğeri duygusal olarak bazıları 3 yaşına kadar hiç konuşmaz sonra çok akıcı bir şekilde cümleler kurmaya başlar. Ben de eşim de erken konuşmuşuz, hatta annemin dayısının 8 aylıkken ‘’ anne bana çorba ver ‘’ diye cümle kurduğuna dair efsaneler var ( Yok artık Lebron James ). O yüzden Defne’nin de ortalamaya göre erken dilinin açılmasını bekliyordum. Ama bu işler hiç belli oluyor 14 aylıkken 20 kelime bilen çocuk 24 aylığa kadar sadece bu kelimeleri kullanmaya da devam edebilir J Bu konuda çok rahat bir insanım, çünkü her şeyden önce karşımdakinin benden bağımsız, benim kontrol edemediğim bir insan olduğunun farkındayım. Yürür, konuşur, emer, emmez, uyur, uyumaz, dişlerinin hepsini farklı sırayla çıkartır, erken konuşur geç konuşur bunların hepsini kendileri halledecekler. Biz sadece onları rahatlatmak, bazen yönlendirmek, sevmek ve çok sevmek için yanlarında bulunuyoruz. Elbette ki, ebeveynlik endişelerim ve yorgunluklardan kaynaklanan şikayetlerim var, zaman zaman sizinle de paylaşıyorum. Ama genel olarak büyüme süreçlerine bakış açım bu. Sağlıklı olsun yeter, su akar yolunu bulur misali, yavaş yavaş onlar da bütün bu süreçleri yaşayacaklardır. Ha erken, ha geç..

 

Umarım severek bir solukta okumuşsunuzdur,

 

Sevgiler,

Anna

 

26
0

Published by

1 Reply to “13. ve 14. Aylar

Hilaltugbaozkok için bir cevap yazın Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir